Sözlük

Erkeklikler: Fotoğraf Aracılığıyla Özgürleşme

Peter Hujar, David Britzenhofe Applying Makeup (II), 1982

Peter Hujar, David Britzenhofe Applying Makeup (II), 1982

© 1987 The Peter Hujar Archive LLC

Afrika diasporası

Afrika kıtası dışında yaşayan Afrika kökenli insanları ifade eden terimdir. Afrikan Amerikalılar, Afro-Kolombiyalılar, Afro-Kanadalılar, Afro-Karayipler ve Afro-Alman nüfusları ve Afrika kökenli göçmen nüfuslar ve onların soyundan gelenler buna örnektir.

Ataerkillik

hiyerarşik bir düzenin parçası olarak insanları iki cinsiyete ayıran bir toplumsal sistemi ve tahakküm biçimini tanımlar: erkekler baskın olarak kabul edilir, bu nedenle kadınlar ve diğer cinsiyetler erkeklere bağımlıdır. Ataerkil toplumlarda erkek egemenliği, kadınların ve diğer cinsiyet kimliklerinin ilke olarak dezavantajlı olduğu veya eşit görülmediği veya bu şekilde muamele görmediği sosyal kurumların ve uygulamaların bir parçasıdır ve daha sonra yapısal önyargıyla pekiştirilir.

Batı bakışı

bkz. “beyaz bakış”

Beyaz

bir ten rengi tanımı veya bir öz-tanım değildir, ancak ırkçı bir sistem içinde ayrıcalıklı bir güç konumunu belirtir.

Beyaz olmayan insanlar “Renkli İnsanlar” (PoC)

politik bir terimdir ve ırkçılık deneyimi olan kişiler tarafından kendilerini tanımlama olarak kullanılır. PoC, baskın toplum tarafından toplu olarak “öteki” olarak tanımlanan ve bu nedenle kişisel aracıya sahip değil veya aktif olarak o topluma ait olarak inşa edilen ırkçı toplumlardaki beyaz olmayan insanlar için sosyal bir konumu işaretler.

Beyaz bakış

beyaz olmayan kişilere bakarak, nesneleştirerek, yargılayarak ve onları “ötekilere” dönüştürerek baskınlığı öne süren bir bakış açısıdır – örneğin beyaz insanların, Siyahi insanları bir üstünlük ve güç konumundan fotoğraflayıp onlara bakması. Batı bakışının en olağanüstü sahnesi, “Völkerschauen” sözüdür (“insan hayvanat bahçesi” olarak tercüme edilir) ve 19. yüzyılın başında “öteki”yi inşa etmek ve sergilemek üzere düzenlenen ve düzenlenen kolonyal sergilerdir.

BDSM toplulukları

BDSM, İngilizcede esaret ve disiplin, tahakküm ve boyun eğme, sadizm ve mazoşizm anlamına gelen kelimelerin kısaltmasıdır. Diğer şeylerin yanı sıra, baskınlık ve boyun eğme, eğlenceli cezalandırma, esaret, şehvet ve acı ile ilişkili çeşitli güç pozisyonlarını içeren çoğunlukla cinsel uygulamayı anlatır. BDSM’de, katılımcılar gönüllü olarak eşit bir konumdan bir güç dinamiği tarafından tanımlanan bir konuma geçer – itaatkar pozisyonda olan partner, kendi özerkliğinin bir kısmını rızaya dayalı bir şekilde baskın partnere bırakır. Her iki taraf da bundan zevk alır.

Butch (Buç)

heteroseksüel standartlara ve stereotiplere göre – “erkeksi” görünen veya erkekliğin toplumsal tanımlarına uyan kişilerin kendilerini tanımlamak için kullandıkları kelimedir. Bazıları “butch” un kendi başına bir toplumsal cinsiyet kimliği olarak görüyor.

Çinsiyet hiyerarşisi

insanları birbirini dışlayan ancak “tamamlayıcı” olan iki karşı cinse -yani kadın ve erkek cinsiyetlerine- bölen bir cinsiyet düzenini ifade eder. Bu iki cinsiyet arasındaki ilişki, erkeklerin kadınlardan üstün görüldüğü bir tahakküm ilişkisidir. İkili olmayan -yani kadın veya erkek olarak tanımlanmayan- cinsel yönelimler ve cinsiyet kimlikleri de erkek cinsiyetine ikincil olarak nitelendirilir.

Cinsiyet performansı

Amerikalı filozof ve queer (kuir) teorisyen Judith Butler’ın cinsiyet ve cinsiyetle ilgili toplumsal cinsiyet performatifliği teorisini ortaya koyduğu John Langshaw Austin’in konuşma eylemi teorisindeki (speech act theory) performatiflik kavramından yararlanır. Butler, Hegemonik söylemlerin, “kadın / erkek” ikilisi algımızın dil aracılığıyla inşa edilen bir ayrım olduğunu göstermektedir. Performatif eylemler (kelimeler, jestler, eylemler) öznenin söylemsel süreçlerle oluşturulduğu sosyal bir bağlamın parçası olarak tekrar yoluyla cinsiyet kimliğini üretir ve sürekli güçlendirir: çocuk doğumda bir “kız” haline getirilir ve daha sonra tekrar tekrar kurumlar tarafından böyle muamele görerek bu algı pekiştirilir.

Crossdresser (Kross-dresır / Çapraz giyinme)

geleneksel ve stereotipik toplumsal cinsiyet rollerine göre kendi toplumsal cinsiyetlerine uymayan kıyafetler giyen insanları ifade eder. Çapraz giyinme (crossdressing) bir performans olarak görülüyor ve crossdresserlar farklı toplumsal cinsiyet kimliklerine sahip olabilir.

Drag sanatçıları

toplumun “kadınsı” veya „erkeksi” olarak algıladığı karakteristikleri kıyafetleri, makyajları ve davranışlarıyla abartılı bir şekilde performans haline getirerek, bu algıların toplumsal cinsiyet rollerini parçalayarak analiz eden kişilerdir.

Dyke (dayk)

eskiden erkeksi sunum yapan lezbiyenlere karşı bir hakaret olarak kullanılmış, ancak bunu güçlendirici bir kimlik olarak gören bazı kişiler tarafından geri kazanılmış bir terimdir. “Dyke”, sertlik, radikalizm ve orta sınıf saygınlık normlarına uymayı reddetme anlamları taşır.

Erkek bakışı

kadınları nesneleştiren ve cinselleştiren erkeksi bir mercekle dünyaya bakma biçimini tanımlar. Sanatta erkek bakışı, sanatçının fantezisinin bir kadın figürü üzerine yansıması olabilir. Bu bakış aynı zamanda bir kişinin arzu nesnesi haline gelmesi için lezbiyen veya gey bir projeksiyon olabilir.

Gey

günümüzde “eşcinsel” anlamına gelmek için kullanılmaktadır. Kökeni 19. Yüzyılında sex işçisi veya cinsel kısıtlamanın yokluğunu (“gey yaşam”, “gey bir kız”, “gey bir erkek”) ifade etmek için kullanılmıştır. 20. Yüzyılın ilk yarısına gelene kadar “gey” “queer-kuir-”ile eş anlamlı olarak kullanılmaya başlamıştır. 20. Yüzyılın ortası ve sonlarına doğru bu kelime gey hakları akımları tarafından “eşcinsel” yerinde daha pozitif ve kapsayıcı bir terim olarak kullanılmaya başlamıştır. Bu tanıma paralel olarak bir hakaret olarak kullanılmış ve erken 2000li yıllarda yaygın olarak “kötü” anlamına gelmek için kullanılmıştır.

Gey gezi noktası

çoğunlukla gey erkeklerin aktif olarak fiziksel temas veya potansiyel seks partnerleri aramak için buluştuğu halka açık yerleri tanımlar.

Harlem Rönesansı (yaklaşık 1918-37)

Harlem’in New York bölgesinde ortaya çıkan Afro-Amerikan sanatçı ve yazarların tesirli bir sosyal ve sanatsal akımdı. Akım, kendisini ABD’deki Afrika kökenli Amerikalı nüfusa karşı var olan ırkçı klişelerinden ayırarak açıkça tanımladı.

Hegemonik (egemen) maskülinite

bilim adamı Raewyn Connell tarafından icat edilen bir terimdir ve diğer erkeklik imajlarından ve rollerinden kültürel ve sosyal olarak üstün olan erkeklik biçimlerini tanımlamaktadır. Bu baskın erkeklik imgeleri sadece kadınların ezilmesine gönderme yapmıyor; hegemonik erkeklik her zaman ötekileştirilmiş ve ezilmiş erkeklik dahil olmak üzere, aşağılanan erkekliklerle ilişkili olarak tanımlanır.

Hintliler

Avrupalı sömürge başları tarafından Kuzey Amerika’yı kolonileştirme sürecinde karşılaştıkları yerli halkları tanımlamak için kullanılan sömürgeci bir terimdir. Bu terim saldırgan ve aşağılayıcıdır. Yerli Amerikalılar ve İlk Milletler Kuzey Amerika’daki yerli halkları tanımlamak için daha uygun öz tanımlara örnektir.

Hiper-kamp

esas olarak eşcinsel topluluklarda uygulanan aşırı abartılı bir davranışı tanımlar. Keskin ve ince zeka, teatrallik, beceri ve kendi ironisi ile belirtilir. Bu terim bir zamanlar efemine gey erkekleri tanımlamak için aşağılayıcı olarak kullanılmış, ancak olumlu bir şekilde geri kazanılmıştır.

Hipermaskülinlik / hipermaskülin

hegemonik (egemen) erkekliğin aşırı bir biçimini tanımlar ve dört temel bileşenden oluşur: sertlik, şiddet, tehlike ve kadınlara karşı aşağılayıcı bir tutum.

Homososyal / homososyallik

queer (kuir) teorisyen, Eve Kosofsky Sedgwick tarafından popüler hale getirilen bir terimdir. Bu kavramı yalnızca erkekler arasındaki sosyal bağları ve güç ilişkilerini analiz etmek için bir araç olarak kullanmak yerine, Sedgwick, farklı arzu türleri ve erkekler arasındaki yakın ilişkiler ile toplum üzerindeki normatif etkiler arasındaki ilişkiyi incelemiştir.

İbne

“dişil” veya gey erkekleri tanımlamanın bir yolu olarak kullanılan bir terimdir. Eskiden bir hakaret olarak kullanılan bu kelime, bunu güçlendirici bir kimlik olarak gören birçok gey erkek tarafından geri alındı.

İlerici Dönem

ABD’de kitlesel sosyal ve politik reformlarla karakterize edilen 1880 ile 1920 arasındaki dönemi ifade eder. Bunlar, modern endüstriyel toplumların yoksulluk, suç, yolsuzluk ve karteller gibi olumsuz etkilerine karşı koymak için devletin gücünden yararlanarak daha iyi bir topluma doğru ilerleme kaydetmeyi amaçlamıştır.

Irk

insanların nesilden nesile aktarılan fiziksel özelliklere – örneğin ten rengine – dayanan sözde doğal biyolojik farklılıklara göre (başlangıçta coğrafi olarak tanımlanmış) sınırlı sayıda gruba ayrıldığı, sosyal olarak oluşturulmuş hiyerarşik bir kavramı ifade eder.

Irkçı bakış

bkz. “beyaz bakış“

Irkçılık

ayrımcılık, baskı ve sömürülerini mümkün kılmak ve normalleştirmek ve hayati toplumsal kaynaklara erişimlerini sınırlandırmak için, ırklaştırılmış gruplara çoğunlukla iktidar seçkinleri tarafından olumsuz özellikler ve önyargıların atandığı bir beyaz üstünlük sistemidir.

Keffiyeh veya poşu

çoğunlukla Arap dünyasında erkekler tarafından giyilen geleneksel bir başörtüsüdür. Terim Irak'ın Kufa kentinden türemiştir. Bu giysi aynı zamanda Ortadoğu'daki Filistin mücadelesinin bir sembolü olarak biliniyor. Son zamanlarda moda endüstrisi onu apolitik bir aksesuar olarak benimsedi.

Kırılgan maskülinite

güç ve girişkenlik ile ilişkili erkeklik standartlarını karşılamadıklarına inanan erkeklerin hissettiği öznel güçsüzlük ve korku hissiyatlarını tanımlar. Erkekler kendilerini sürekli olarak erkek olarak kanıtlamak zorundadırlar ve zorlayıcı erkeksi rollerini yaşama çabalarında kendilerine karşı daha şiddetli olabilirler. Dolayısıyla maskülinite kalıcı ve sabit değil, her zaman kırılgandır.

Kuirlik / kuir

cinsiyet kimliği, cinsellik veya arzu ile ilgili dar tanımlanmış ve katı sosyal normlara ve beklentilere uymayan kişiler tarafından kullanılan bir öz tanımlamadır. Ayrıca, “kuir” aynı zamanda, dar düşünce yapılarını parçalayan ve çeşitli kesişen baskı biçimlerinin birlikte incelendiği eleştirel akademik teoriyi ifade eder.

Latinx

ABD’deki Latin Amerika kökenli insanların kendilerini tanımlamak için kullandıkları terimdir ve 2000’lerin ortalarından beri aktivistler tarafından ve 2014’ten beri ABD üniversitelerinde giderek daha fazla kullanılmaktadır. Kendini Latinx olarak tanımlayan kişiler, terimi, cinsiyetlendirilmiş İspanyolca Latino/Latina kelimesine kapsayıcı, tarafsız ve ayrımcı olmayan bir alternatif olarak kullanılmaktadır.

Lezbiyen

eşcinsel bir kadını veya kişiyi tanımlar. “Lezbiyen”, ve muazzam bir kapsamı vardır: Cinselliğin bilinçli bir siyasi seçim olduğuna ve kadınların lezbiyen olmayı seçebileceğine ve seçmesi gerektiğine inanan ikinci dalga “siyasi lezbiyenler” gibi çok çeşitli farklı kültürleri, alt kültürleri, tarihleri ve inançları kapsar. Bu terim ataerkilliğe karşı mücadelenin bir parçasıdır ve daha geniş trans alt kültürlerde trans feminizmde trans lezbiyenliğin çağdaş önemi kapsar.

Maskülinite

bkz. “kırılgan maskülinite”, “hegemonik maskülinite” ve “toksik maskülinite”

#MeToo (#Bende) hareketi

2006 yılında Afrikan Amerikan aktivist Tarana Burke tarafından başlatıldı. Cinselleştirilmiş şiddete maruz kalmış kişiler arasında dayanışma ve empatiyi güçlendirerek, siyahi ve diğer etnik azınlık gruplardan kadınların karşılaştıkları cinsel istismar konusunda farkındalık yaratmayı amaçladı. “Bana oldu, sana oldu ve birlikte dayanışma içindeyiz” diyor. Ekim 2017’de milyonlarca kadının cinsel istismar deneyimlerini anlatmak için #MeToo’yu kullanmasıyla bu hashtag viral oldu.

Mizrahi Yahudi

İbranice’den gelir ve “Oryantal” veya “oryantal” anlamına gelir. İsrail’de Afrika, Asya ve özellikle Orta Doğu kökenli Yahudi etnik grupları tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Bu gruplar kendilerini “Mizrahim” (çoğul) olarak tanımlarlar. Mizrahim grubunu tam olarak tanımlamak mümkün olmasa da bu terim Mizrahimi Avrupa kökenli Yahudi İsraillilerden ayırmak için de kullanılır.

Non-conformist (“uymayan”)

doğumda atandıkları cinsiyete göre cinsiyet kalıp yargılarını takip etmeyen kişileri tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Kendilerini “erkek/adam” ve “kız/kadın” kategorileri dışında tanımlayıp ifade edebilirler.

Sex: Atanmış Cinsiyet

dış genital özelliklerden yola çıkarak gebelik yada doğum sonrası bebeğe atanan cinsiyet etiketi.

Siyahi

politik bir terimdir ne biyolojik bir özelliği ne de ten rengini tanımlar, bunun yerinde ırkçılıktan etkilenen insan gruplarının sosyal konumunu tanımlar. Siyahi kelimesinin büyük harf kullanımı, Siyahi insanların ve beyaz olmayan kişilerin hepsinin deneyimledikleri ırkçılığa karşı ve direnme potansiyellerinin birleşik cephesinin altını çizer.

Stud (stad)

erkeksi sunum yapan Afrikalı Amerikalı ve / veya Latinx lezbiyen anlamına gelir. Bazen butch (buç) veya maskülen kadının eş anlamlısı olarak kullanılır.

Toksik maskülinite

toplumumuzda yaygın olan ve geleneksel, basmakalıp ve ataerkil bir erkek imajına dayanan bir erkeklik kavramını tanımlar. Bu tür algılar, erkeklerin herhangi bir zayıflık veya duygu göstermemesi ve en fazla öfke göstermesi gerektiğini; sert, agresif olmalı ve özellikle birbirlerine karşı şefkatli veya sevgi dolu olmamaları gerektiğini dikte eder. Bu tek boyutlu erkeklik imajı, bir bütün olarak toplum üzerinde olumsuz etkilere sahip olabilmekte ve erkeklerin kadınlara, erkeklere ve diğer cinsiyetlerden insanlara yönelik şiddet yoluyla kendilerine ve başkalarına zarar vermesine neden olabilmektedir.

Toplumsal cinsiyet

toplumda kadın ya da erkek olmanın ne anlama geldiğine dair toplumsal olarak inşa edilmiş fikre atıfta bulunarak, doğumda atanan cinsiyetten farklı olarak anlaşılmalıdır. Bu fikirler sosyal davranışlar, roller ve beklentiler yoluyla empoze edilir ve insanları, dışarıdan görünen cinsiyetleriyle eşleşen iki cinsiyet rolünden birine uymaya zorlar; örneğin, erkek eşittir adam veya maskülen ve kadın eşittir dişi veya feminen.

Toplumsal cinsiyet akışkanlığı

kişinin cinsiyetine dair değişen ve sabit olmayan bir algıya sahip olması olarak tanımlanır.

Toplumsal cinsiyet belirsizliği

bir kişinin görünüşte stereotipik olarak hem erkek hem de kadın olarak algılandığı ve bu nedenle dış özelliklere dayalı olarak bir toplumsal cinsiyete atanamayacağı durumu tanımlar.

Vogue / Voguing

1970’ler ve 1980’lerde New York’taki Siyahi ve Latin kuir topluluklarda ortaya çıkan güçlü bir dans sanat biçimini ve alt kültürü ifade eder ve kesin ve genellikle hızlı hareketlerin akışkan bir ilerleyişiyle çarpıcı pozlardan oluşur.